Biyoçeşitlilik Nedir? Biyoçeşitliliğin Azalması

Biyoçeşitlilik Nedir? Biyoçeşitliliğin Azalması
Biyoçeşitlilik; bir ekosistem ( belirli bir noktada bulunan canlılar ile canlıları saran cansız çevrelerinin karşılıklı ilişkileri sonucu oluşan ve süreklilik gösteren ekolojik sistemler), biyom ya da bütün Dünya’daki yaşam formlarının çeşitliliği olarak tanımlanmaktadır.

İnsanlar, yaşamlarını devam ettirebilmek için temiz su ve hava, verimli topraklar ve besin gibi çeşitli maddelere ihtiyaç duymaktadır. Yaşamın sürekliliği için gereken nesne ve koşullar, çevrenin abiyotik etkenleri ile bakteri, Protista, mantar, bitki ve hayvanlar tarafından sağlanmaktadır. Bu canlıların tamamına biyoçeşitlilik denir.
Biyoçeşitlilik nedir?

Biyoçeşitlilik arttıkça söz konusu çevrenin ekolojik hizmetleri aynı oranda artar. Fakat bu artış, biyolojik çeşitliliği oluşturan türler arasında dengeli etkileşimin gerçekleşmesi durumunda geçerlidir. Biyolojik çeşitliliğin artması ile birlikte ekosistemlerdeki madde dolaşımı ve enerji akışları daha etkin hale gelmektedir.

Ekosistemdeki biyolojik çeşitlilik azaldığında ise ekosistem hizmetlerinde azalma olur. Örneğin, yılan bulunduğu ekosistemdeki fare ve kurbağa gibi türleri besin olarak kullanır. Böylece fare ve kurbağa popülasyonlarının aşırı artışı engellenir. Bunun sonucunda, fare ve kurbağalarla aynı besini paylaşan diğer hayvanların besinlerden yararlanmalarına olanak verilmiş olur.

Doğada her tür, ekosistem hizmetlerinin oluşumunda etkilidir. Örneğin, ekosistemlerin kilit taşı türlerinin ekolojik işlevi diğer türlere oranla daha fazladır. Bu nedenle bu ekosisteme ait kilit taşı türleri yok olduğunda, ekosistem hızlı şekilde değişmekte, bunun etkisiyle, ekosistem hizmetleri büyük oranda aksamakta veya tamamen bozulmaktadır. Azot bağlayan bakteriler, mikoriza mantarlar (Bitkilerle mutealizm ilişkisinde olan mantarlar) açık denizlerde yaşayan büyük kütleli Algler, tropik bölgelerdeki palmiye ve incir türleri bulundukları ekosistemin kilit taşı türleridir.

Biyolojik evrim işleyişinde belirtildiği gibi, evrimleşme sürecinde, yeni türler oluşmakta ve aynı zamanda bazı türler de yok olmaktadır. İnsanın ortaya çıkmasından sonra, türlerin yok olma hızı, insanların etkinliği ile orantılı olarak artmıştır. Günümüzde yapılan bilimsel araştırma sonuçları, tropik bölgelerdeki kuş türlerinin yaklaşık dörtte birinin yok olduğunu göstermektedir. Yine bu araştırma sonuçlarında, canlı türlerinin yok olma hızının, yeni türlerin evrimleşip ortaya çıkış hızından 10000 kat daha hızlı olduğunu doğrulamaktadır. İnsan nüfusundaki artış hızının türlerin yok oluş hızıyla orantılı olarak artması, bu görüşü desteklemektedir. Nüfus arttıkça doğal yaşam alanları, yeni yerleşim alanları, tarım alanları, ulaşım yolları, fabrikalar, konutlar vb. insan etkinliklerinde kullanılmaları sonucunda parçalanıp bozulmaktadır.

Biyoçeşitliliğin azalmasında, bu ve benzeri nedenlere bağlı olarak, habitatların yıkıma uğramasının yanı sıra, ortama yabancı türlerin girmesi aşırı kullanma ve besin zincirlerindeki bozulmalar da etkili olmaktadır.

Kaynak: https://www.biodiversitylibrary.org/

Bilgitor

Sizin İçin Seçtiklerimiz

Yazar Hakkında: bilgitor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.