Farabi kimdir? Kısaca Hayatı ve Eserleri

Büyük Türk filozofu Farabi, 870 yılında (O zaman Türkistan, bugünkü Kazakistan sınırları içinde yer alan) Farab (Otrar) kasabasına bağlı Vesic köyünde doğmuştur. İslâm felsefesinin en önemli filozoflarından biridir. Tam adı Ebû Nasr Muhammed bin Muhammed bin Tarhan bin Uzluğ el-Fârâbî et-Türkî’dir. Farabî ilk öğrenimini Vesic’de yapmıştır. Gençliğinde bir süre İran’da dolaşmış, Horasan’da okumuş, bir süre Merv’de öğrenim görmüştür. Daha sonra zamanın bilim ve sanat merkezi olan Bağdat’a giderek yüksek öğrenimini orada tamamlamıştır. Bağdat’ta bulunduğu 932-42 tarihleri arasında, Ebu Bişr Metta b.Yunus’tan mantık dersleri almıştır. Bir çok yerde bulunan Farabî, Horasan’da Hıristiyan bilgin Yuhanna b. Haylan’la tanışmış ve ondan mantık, felsefe dersleri almıştır. Bağdat’a döndüğünde, Aristoteles ve Eflâtun (Platon)’un kitaplarını incelemiştir. Bu sırada çeşitli eserler kalame almıştır. Mısır ziaretinden sonra da yaşamının geri kalan kısmını geçirdiği Halep’e dönmüştür. Farabi’nin ölüm tarihi kesin bilinmemektedir. Ancak bir çok tarihçiye göre ünlü düşünür, 14 Aralık 950 ile 12 Ocak 951 arası Şam’da hayatını kaybetmiştir.

Farabî daha çok filozof olarak ün yapmıştır. Ancak felsefenin ilgi alanına giren diğer bilimlerde de alimlik düzeyinde bilgi sahibidir. Özellikle matematik ve tıpla ilgilenmiş ve bu alanlarda derinlikli bilgilere sahip olmuştur. Felsefeyle beraber matematik, tıp, müzik, mantık ve kimya eğitimi gören Farabî, ud enstrümanını bulan (yapan) kişidir.

Farabî, Farab’da Arapçayı öğrenmiş, Buhara’da da tasavvuf bilimiyle ilgilenmişti. 922 yılında gittiği Bağdat’ta, bilimsel ve felsefî yetkinliğini kanıtlayan bir filozof olarak ün salmıştır. Farabî, mensubu olduğu “Bağdat Okulu” kanalıyla İslâm kültür dünyasının Aristoteles’in mantığıyla tanışmasını sağlamış; felsefe ve teolojiyi birbirinden ayırmayı olanaklı kılacak düzenlemeler yaparak, felsefeyi teolojiden ayırmış ve onun İslâm düşüncesi tarihinde kendi başına bir disiplin olmasına önemli katkıda bulunmuştur. İslâm literatüründe adı “kelâm” olan teoloji, Farabî’nin felsefesinde sadece yöntem ba­kımından ayrı tutulmuştur. İkisi arasındaki ayrım, yapısal olmaktan çok yöntemseldir.

Farabî’ye göre mantık, saf felsefe için bir başlangıç ve hazırlıktır. Felsefe fizik ve metafizik olarak iki kısma ayrılır. Fizik özel bilimleri kapsar. Metafizik fizik felsefesi ve teorik felsefeden oluşur, metafizik etik ile ahlâkı da içerir. Farabî, kendi senkretik (çelişkili inançları birleştirmek) felsefesini İslâm akidesiyle uzlaştırmayı amaçlamıştır. O, bir de ruh te­mizliğine çok önem vermiş ve felsefî düşüncesi­nin temeline bunu yerleştirmiştir. Başka bir ifa­deyle Farabî, İslâm felsefesi tarihinde “rasyonel mistisizm”in ya da “akılcı tasavvufun” kurucusu olma unvanını hak etmektedir. Doğal ve manevî bilimlerde araştırmalar yapılırken sonuçlara matematik ve mantık yoluyla varılmasını önerirdi. Felsefe bütün varlıkların bilimi olduğu için, varlığa ulaşan Tanrı’ya benzemiş olur. Farabî, birbiriyle uzlaştırılması mümkün görülen çeşitli sistemlerden bir sentez yaptığı için eklek­tik (seçmeci ve uzlaştırıcı) bir metot izlemişti. Felsefede bir otorite kişi olduğu kabul edilir.

Farabî’ye göre yakinî kanıtlarla elde edilen bilim bütün bilimlerin en önce geleni ve en üstünüdür, diğer bilimler bunun yönetimi altındadır. İşte bu bilim en son mutluluğu oluşturur.

Farabî’nin Eserleri

İhsan’l-Ulum
el-Medînetü’l-fâzıla
es-Siyâsetü’l-medeniyye
Kitâbü’l-Mille
Tahsîlü’s-sa‘âde
et-Tenbîh ‘alâ sebîli’s-sa‘âde
Fusûlü’l-medenî
el-Cem‘ beyne re’yeyi’l-hakîmeyn
el-îbâne ‘an garazi Aristotâlis fî Kitabi Mâ ba‘de’t-tabî‘a
Me‘âni’l-‘akl
Risale Fîmâ yenbagi en yükaddem Kable te‘ailümi’l-felsele
Kitâbü’l-Hurûf el-Elfâzü’l-müsta‘mele fi’l-mantık
el-Mûsîka’l-kebîr

Sizin İçin Seçtiklerimiz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir