Jean-Paul Sartre ve Bulantı

Jean-Paul Sartre ve Bulantı

Varoluşçuluk hakkında araştırma yapan biri için akla gelmesi gereken ve büyük bir olasılıkla öyle de olan kişi Jean-Paul Sartre’dir. Bu durum ne “ilk Varoluşçu filozof” Kierkegaard, ne de Kafka, Dostoyevski ve Camus için böylesine net değildir. Jean-Paul Sartre Varoluşçuluk başta olmak üzere felsefi yazılarını en net ve gür sesle ifade eden ve bu nedenle 20.yüzyıl’ın en çok konuşulan yazarlarından ve filozoflarından birisidir. Sartre salt bir yazar veya salt filozof değildir. Anlatıcı, denemeci, romancı, filozof ve eylemcidir. Sartre, Fransızların entelektüel olarak tanımladığı insanların en isabetli örneğidir.

Döneminin en efektif düşünen aydınlarından biri olarak Sartre, Bulantı’da kendi felsefesini çok etkili şekilde yansıtmıştır. Bu roman, onun için çok özel bir yere sahiptir. 1938 yılında yayınlanan bu kitap ile ismini duyurmayı başarmıştır.

Bulantı

Günlük olarak yazdığı bu kitabında Sartre, ana karakterin dünyaya karşı olan tutumunu gözler önüne seriyor. Oldukça özgün bir eser olan Bulantı, yazarın en önemli eseleri arasında başı çekiyor. Eğer Sartre’nin nasıl biri olduğunu, düşüncelerini, felsefesini öğrenmek istiyorsanız ilk okuyacağınız kitabı Bulantı isimli eseri olmalıdır. 20. yüzyılın en önemli romanlarından olarak kabul edilen Bulantı, kültleşen eserler arasında da yerini almıştır. Bu romanın ana karakterinin ismi ise; Antoine Roquentin’dir.

Kitabı okumaya başladığınız hem fiziksel hem de zihinsel olarak yorulacağınızı düşünüyorum. Yeri geldiğinde “Bu nasıl kitap?” şeklinde tepki gösterebilirsiniz ancak belli bir aşamadan sonra o tepkiyi de aşacaksınızdır. Bulantı, Sartreyi Sartre yapan kitaptır. Kitapta dünyada olmasının anlamını arayan ancak bulamayan ve bu anlamsızlıkla bulantı yaşayan kendisini anlatıyor.

Jean-Paul Sartre ve Nobel Edebiyat Ödülü

Sartre’nin çok sıradan bir adam olmadığını zaten yaşam görüşü, yazdıkları, kitapları ile vs. rahatlıkla anlayabilirsiniz. Akıl Çağı adlı eseri ile 1959 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan ancak ödülü reddeden bir insan olması onun ne kadar farklı bir kafaya sahip olduğunun en büyük kanıtı. Kafasındaki anlayışa göre bir yazar resmi ödülleri her zaman reddetmelidir. Sartre’a göre ödülü kabul etmesi onun hakkında haksız yorumlara neden olabilirdi. Ek olarak yine Sartre bu ödülü reddetmesinin ardından bir açıklama yapmış ve açıklamanın sonunda da İsveç halkından affını istemiştir.

Sartre’nin Aforizmaları

Aşk; iki insanın bilinçlerini birleştirme çabasıdır. Boşuna bir çaba, çünkü insan kendi bilincine mahkumdur.

Birini sevmeye, koyulmak başlı başına bir iş, bir girişimdir. Güç ister, yürek ister, körlük ister. Hatta başlangıçta öyle bir an vardır ki uçurumun üstünden sıçramak ister; düşünmeye kalkarsan aşamazsın onu.

Demek cehennem bu. Hiç aklıma getirmezdim böyle olacağını… Acı, ateş, kızgın ızgara hepsi sizsiniz demek… Ne gülünç şey! Kızgın ızgaranın ne gereği var: cehennem başkalarıdır.

Yüzümün yansısı bu. Yapacak işim olmadığı günlerde onu seyreder dururum. Gördüğüm bu yüzden, hiçbir şey anlamıyorum. Başkalarının yüzleri bir anlam taşıyor. Benimki öyle değil. Güzel mi yoksa çirkin mi, bunu bile söyleyemem. Çirkin galiba. Çünkü böyle olduğunu söylediler. Bana dokunan bu değil. Yüzüme böyle nitelikler verilebilmesine şaşırıyorum aslında. Bir toprak parçasına ya da bir kayaya güzel ya da çirkin demek gibi bir şey bu.

Her an, ardından geleni getirmek için ortaya çıkar.

Sizin İçin Seçtiklerimiz

Yazar Hakkında: bilgitor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir