Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) Nedir?

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) Nedir?

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) nedir? Tanı, Tedavi ve Korunma

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), keneler yoluyla bulaşan, zoonotik enfeksiyona neden olan viral bir hastalıktır. Yabani ve evcil hayvanlara bulaşmasının yanında insanlara da bulaşabilmektedir. Doğu ve Batı Afrika’da yaygın olan patojenik virüs Bunyaviridae ailesinin Nairovirüs grubuna bağlı bir RNA virüsüdür.

İlk defa 1944 yılında Kırım’da rastlanan sendrom, Türkiye’nin yanında bir çok Asya ve Doğu Avrupa ülkesinde görülmüştür. Sendrom ülkemizde ilk defa 2002 senesinde ortaya çıkan epidemi sırasında tanımlanmıştır. İnsanlardaki sporadik enfeksiyonu genelde Hyalomma kenesinin ısırığı sebebiyle ortaya çıkar. Hastalığı bulaştırma özelliğine sahip bilinen 30 kene türü bulunmaktadır. Koyun, keçi, inek gibi çiftlik hayvanları ile birlikte tilki gibi vahşi hayvanlarda da etken virüse rastlanmıştır. Aynı şekilde virüs kuşlara ve küçük memelilerde de rastlanmıştır. Afrika-Avrupa arasında göç yolu bulunan bazı kuşlarda virüse rastlanması kuşların virüsün kıtalararası geçişe neden olduğunu düşündürmektedir.

Teşhis

Kırım-Kongo Hemorajik Ateşinin teşhisi sendroma yol açan virüsün veya virüsün RNA’sının kan ve doku örneklerinden izolasyonunu, virüse karşı vücutta oluşmuş antikorların ve virüs antijeninin varlığının saptanmasını içerir. Ayrıca teşhisin konması için kullanılacak laboratuvarların biyogüvenlik açısından tam güvenli olması çok önemlidir.

Tedavi

Spesifik bir tedavisi yoktur. Bu nedenle tedavi çoğunlukla semptomatik ve destek tedavisi şeklindedir. Hastalık sırasında sıklıkla gözlenen trombositopeni gerektiğinde düzeltilmeli, pıhtılaşma faktörleri yerine konmalıdır. Bu amaçla trombosit süspansiyonları kullanılır. Ribavirin adlı bir ilacın ağızdan 10 gün süre ile uygulanmasının, yani oral ribavirin tedavisinin etkinliği kesin değildir. Bir kısım araştırmalar ilacın etkin olduğunu bildirmekte ise de ülkemizden yakın zamanda yayınlanan çok merkezli bir araştırma etkin olmadığı yönündedir. İlacın etkin olup olmadığına karar vermek için ileri klinik araştırmalar gerekmektedir. Hastalığı geçirenlerden elde edilen veya atlardan elde edilen bağışık serum uygulaması etkin olabilir. Bu konuda da araştırmalar devam etmektedir.
Modern tekniklerle hazırlanmış bir aşı mevcut değildir ancak araştırmalar devam etmektedir. Hastalığı geçirenlerin ömür boyu bağışıklık kazanabileceği bilinmektedir.
Gülhane Askerî Tıp Akademisi Mikrobiyoloji bölümü uzmanları tarafından 2007 yılında başlayıp devam eden çalışmalar neticesinde geliştirilen bir serum başarılı sonuçlar vermiştir. Yüksek risk grubunda bulunan ve yüzde 90 ölüm riski bulunan 26 hastada kullanılan serum, hastaların 24’ünün iyileşmesini sağlamıştır.

Önlemler

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2008 yılında nükleer teknoloji kullanarak kene popülasyonunu kontrol altına alacak bir proje üzerinde çalışmaya başlamıştır. Bu yöntem dünyada ilk kez Orta Anadolu’dan alınıp Sarayköy Nükleer Araştırma Merkezi’ne getirilen kenelere uygulandı. Laboratuvar aşaması 2-3 yıl içinde bitecek projede üreme yeteneğini kaybetmeden kısırlaştırıp doğaya salınan kenelerden doğacak kısır yavrular ile birlikte yavaş yavaş Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’ne neden olanlarla birlikte kene popülasyonu yok olacağı iddia edilmektedir.[3]

Taşıyıcı keneler

Hastalığa sebep olan virüs, 30’a yakın kene türünde tespit edilmesine rağmen, asıl olarak 7 türü aktif taşıyıcıdır:

Enfekte olmuş memelilerde klinik hastalık nadir de olsa, insanlarda çoğunlukla ağır geçer ve mortalite oranı %30’dur. Endemik bölgelerde virüs keneler yoluyla bulaştığı için özellikle tarım ve hayvancılık ile uğraşan kişiler yüksek risk grubundadır.

Sizin İçin Seçtiklerimiz

Yazar Hakkında: bilgitor

1 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir