Kurtuluş Savaşında Türk Kadınının Katkıları Nelerdir?

Kurtuluş Savaşındaki Kadın Kahramanlar

Kurtuluş Savaşında Türk Kadının Rolü, Yetenekleri, Katkıları ve Kadın Kahramanlarımız

Halide Edip Adıvar (1882 – 1964)
Halide Edip AdıvarHalide Edip, hitabet yeteneği ile Kurtuluş savaşına önemli katkılar sunmuştur. 1919 yılında İstanbul halkını ülkenin işgaline karşı harekete geçirmek için yaptığı konuşmaları kalplerde yer etmiştir.  Kurtuluş Savaşı’nda cephede Mustafa Kemal’in yanında görev yapmış, sivil olmasına rağmen rütbe alarak bir savaş kahramanı sayılmıştır. Savaş yıllarında Anadolu Ajansı’nın kurulmasında rol almış, gazetecilik yapmıştır.

Çete Emir Ayşe

Yunan askeri Aydın’a doğru ilerlediğinde iki arkadaşı ile birlikte Menderes’in diğer tarafına geçmeye çalışan Emir Ayşe, arkadaşlarının kayıktan düşüp boğulması sonucunda geri dönmüş ve Çanakkale’de ölen kocasından kalan tek hatıra elmas küpelerini bozdurup kendine bir tüfek almış, dağa çıkmış ve Yörük Ali Efe’ye katılmıştır. Aydın’ın kurtuluşu olan 7 Eylül tarihine kadar Yunanlarla savaşmıştır. Savaş sonrasında Atatürk, İstasyon Meydanı’nda Çete Emir Ayşe’nin de aralarında bulunduğu kahramanlara İstiklal Madalyası takmıştır. “Savaştım Yunana karşı, elimde kalan en değerli şey Atatürk’ün göğsüme taktığı İstiklal Madalyası’dır” demişti.

Nezahat Onbaşı (Nezahat Baysel)

Albay Hafız Halit Bey, komutasındaki 70. alayla birlikte Milli Mücadele saflarına katılmış; ancak eşi Hadiye Hanım daha 24 yaşındayken vereme kurban gittiğinden ve o yıllarda İstanbul işgal altında bulunduğundan, küçük kızını da yanında götürmek zorunda kalmıştır.

Böylece kader küçük Nezahat’ı, daha 9 yaşındayken cepheyle tanıştırmış, 12 yaşına kadar tam üç sene boyunca cephelerde babasının yanında savaşmıştır.

Nezahat Onbaşı babasıyla birlikte, Geyve Savaşı, Konya İsyanı, Birinci ve İkinci İnönü Savaşları ile Sakarya ve Gediz Muharebelerinde yer almış ve gösterdiği kahramanlıklarla 70. alayın simgesi olmuş, alay kızlı alay diye anılmış hatta Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa’nın dahi dikkatini çekmiştir.

Fatma Seher Erden (Erzurumlu Kara Fatma)

1888’de Erzurum’da doğdu. Subay Dervişlerden Ahmet Bey ile evlendiğinde Balkan Savaşı’na katıldı, askerlik hayatını eşi ile birlikte paylaştı. I. Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi’nde kendi ailesinden dokuz-on kadınla birlikte savaştı. Eşi Binbaşı Ahmet Bey’in Sarıkamış’ta şehit olduğu haberini aldıktan sonra memleketi Erzurum’a döndü.

1919’daki kongre günlerinde, Mustafa Kemal’le bizzat görüşebilmek için Sivas’a gitti. Milis Müfreze Komutanı olarak batı cephesinde görevlendirildi. Aldığı talimatla İstanbul’a gitti, silah ve adam kaçırma faaliyetlerinde bulundu. İzmir’in Yunan işgaline uğraması üzerine İzmir’e geçerek kurtuluşu için savaştı.

Bir keresinde, onbaşı olduğunda neredeyse sadece kadınlardan oluşan birliği ile düşmanın cephe gerisine bir saldırı düzenledi ve aralarında bir Yunan subayı toplam 25 esir askerle geri döndü

Şerife Bacı

Şerife Bacı, Kurtuluş Savaşı’nda yaşlı kadın ve erkekler ile birlikte İnebolu’da bulunan cephaneleri Ankara’ya götürülmesinde çocuğu ve kağnısıyla yer alırken kış şartları nedeniyle Aralık 1921’de donarak öldü… Anlatılan odur ki, cephane ıslanmasın diye battaniyesini cephaneye sarmış bebeğine de sarılıp onun donmaması için uğraş vermiştir…  Şerife Bacı Kimdir? Şerife Bacı Hakkında Kısa Bilgi

Halime Çavuş

Kastamonu doğumludur. Anne-babasının “kızım gitme” şeklinde yalvarışlarını dinlemeden mücadeleye katılmıştır. Halime Çavuş, uzun yıllar Halim Çavuş sanılmıştır. Kurtuluş Savaşı’na giderken erkek kılığına girmiştir. Erkek gibi traş olup, saçını kazıtmış ve kimseye kadın olduğunu söylememiştir.  Mühimmat taşımada birçok görev yapmıştır. Düşmanın açtığı ateş sonucu bir ayağı sakat kalan Halime Çavuş, İnebolu’dan cepheye cephane taşırken Mustafa Kemal Paşa’ya rastlamıştır.  Mustafa Kemal Paşa “Sen üşüyor musun böyle?” diye sorunca; Atatürk’ü tanıyamaz ve ona; “Bey, 100 bin kişi kurtulacak. Ben öleceğim de ne olacak?” der…

Tayyar Rahmiye

Adanalı Rahmiye Hanım, 1920 yılında Türkler ile Fransızlar arasında yapılan Kurtuluş Savaşına katılmıştı. Savaşın ilk zamanlarındaki görevleri keşif ve cephe gerisinde kundakçılık yapmaktı ve bu görevlerini birçok kahramanlıkla gerçekleştirmiştir. Daha sonra kendi de savaşta çarpışmalara katılmıştır.

1920’de Fransızlara karşı harekete geçildiği sırada Türk askerlerinde yorgunluk ve korku sebepleriyle bir duraksama olunca, “Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da, siz erkek olarak yerlerde sürünmekten utanmıyor musunuz?” demiş ve askerlerin toparlanmasını sağlamıştır. Aynı muharebede ateş hattında kalan iki arkadaşını korumak için ileriye atıldığında şehit olmuştu.

Hafız Selman İzbeli

Kastamonu müdafa-i hukuk cemiyeti, kadınlar kolu kurucularındandır.  Atatürk’e büyük hayranlık duymaktaydı. Kendi deyimiyle “Cumhuriyet kadını” idi. Kurtuluş Savaşı sonrasında Kastamonu’daki kadınları toplamış, asker için çorap, fanila ördürüp cepheye göndermiştir.
Varlıklı bir aileden gelen Hafız Selman İzbeli, asker Kastamonu’ya geldiğinde hepsini yolda karşılayıp yemek vermişti.  Hep ben Cumhuriyetçiyim demiş, savaştan sonra yeni baştan herkes gibi Türkçe harflerle okuma yazmayı öğrenmişti.

 Gördesli Makbule (1902 – 1922)

Makbule Hanım daha bir yıllık evli iken eşinin yanında Milli Mücadele’ye katılmıştır. 15 Mayıs 1919 tarihinde Yunan ordusunun İzmir’i işgaliyle Batı Anadolu’yu işgale başlaması sonucu 7 Kasım 1921’de kocası Halil Efe ile Türk çetelerine katıldı. Yunan kuvvetleriyle çıkan çatışmalarda bulundu. Yunanlar Sakarya Muharebesi’ni kaybederek Afyon mevzilerine çekildiklerinde, bir taraftan da Halil Efe’nin Gördes-Sındırgı-Akhisar bölgesinde faaliyet gösteren çetesinin saldırıları ile karşılaşıyorlardı. Kocayayla baskınında geri çekilen silah arkadaşlarına cesaret vermek için hızla öne atılınca başından vurularak şehit olmuştur.
Gördesli Makbule Hanım Kimdir? Kısaca Hayatı ve Kahramanlıkları

You May Also Like

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.