Maniyerizm (Üslupçuluk) Nedir?

Maniyerizm (Üslupçuluk) Nedir?

Maniyerizm (Üslupçuluk), 1520-1580 yılları arasında ortaya çıkan bir sanat biçemidir. Maniyerizm, Rönesans’ta ortaya çıkan estetik algıya tepkidir. Söz konusu karşı çıkış ile kendisinden sonra gelen sanat biçemleri (tarz, üslup) ve akımlarına öncülük etmiştir. Üslupçuluğun babası ve en önemli  temsilcisi Michelangelo Bounarotti’dir. Sistine Şapeli’ndeki mahşer freskleri bu üslubunun belirleyicisi olmuştur. İdeal görüntü yerine sanatsal niteliğin araştırıldığı, figürlerin deformasyonu ile öne çıkar. Böylece daha özgün biçeme giden bir adım daha atılmışolur. En önemli sanatçıları Tintoretto ve El Greco’dur.

Maniyerizm’de her şey birbirine karışmıştır ve her şey hareket halindedir. Olayın net olarak anlaşılması biraz zordur. Bu dinamiklik sanatçının fırçasından kaynaklandığı gibi figürlerin uzaması ve çeşitli pozlarla resmedilişinden de kaynaklanır. Maniyerizm, klasik sanattan baroka geçiş olarak da bilinir. Bireysel yorumlamalar, serbest duruşlar bu tarzın en önemli özelliğidir.

Maniyerist heykel

Resimde olduğu gibi, erken İtalyan maniyerist heykelde de Rönesans’taki başarılı eserlerden sonra yeni bir tarz ve orijinallik arayışına girilmiştir. Heykel için bu başarı Michelangelo’ydu. Floransa’da, Pizza della Signoria’daki diğer yerleri doldurmak istediler, özellikle de Michelangelo’nun ‘Davut’ heykelinin yanını… Baccio Bandinelli Hecules and Cacus projesini hocasından devraldı, ki bu o zamanlar şimdikinden daha popüler bir şeydi ve Benvenuto Cellini tarafından “Bir çuval kavun” şeklinde eleştiri aldı. Yine de kabartmalı panellerin kaide üstünde açıkça sergilenmesi uzun süreli bir etki bıraktı. Cellini’nin Bronze Perseus with the head of Medusası önemli bir yapıttır. Sekiz açıdan tasarlanmıştır. Maniyerist karakteri ve sanatsal bir şekilde stilize edilmiş olmasıyla Michelangelo’nun ve Donatello’nun ‘Davut’ heykelleriyle karşılaştırılabilir.

Mimaride Maniyerizm (Üslupçuluk)

Daha Rönesans döneminde sanatçılar, mimariyle içli dışlı olmuşlar, kentsel planlama konusunda araştırmalar yapmışlardır. Raphaello da Roma’da birçok kazıya katılmış, kentin ilkçağdaki düzenleme anlayışıyla yeniden ele alınması konusunda çalışmalar yapmıştır. Mimari alanında da çalışan Raphaello’nun öğrencilerinden biri de Giulio Romano’dur (1492/99-1546). Onun, Mantua yakınında Dük Federico Gonzaga’nın sayfiye sarayı olarak yaptığı Palazzo del Te, Maniyerist mimarinin tipik örneklerinden biridir. ılkçağın mimari formları, bu yapıda oldukça yaygın bir biçimde kullanılmıştır. Cephedeki alınlık, üçlü giriş, Dor düzenindeki sütunlar Rönesans mimarisinin de kullanmış olduğu formlardır. Ama bu formlardan bazılarının mimari bir işlevi yoktur. Yapıda, duvara bitiştirilen bir takım formlar, süsleyici bir üst tabaka niteliği taşırlar. Rönesans saraylarındaki sağlam, kesme taş duvar düzeni de ılkçağ formlarının arkasında adeta bir fon oluşturmaktadır. Palazzo del Te bu nitelikleriyle Maniyerist mimarinin ilk örneklerinden biridir. Leonardo, Raphaello ve Michelangelo Rönesans’ın üç büyük ustasıdır.

Bilgitor

Sizin İçin Seçtiklerimiz

Yazar Hakkında: bilgitor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.