Tevhid-i Tedrisat Kanunu Nedir? Kısaca Bilgi

Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Öğretim Birliği Yasası), Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 3 Mart 1924 tarih ve 430 Kanun Numarası ile kabul edilmiş olan ve ülkedeki bütün eğitim kurumlarının Maarif Vekaleti’ne (Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı’na) bağlanmasını öngören kanundur. Tevhid-i Tedrisat Kanunun gerekçesi şöyle ifade edilmişti: “Bir millet bireyleri ancak bir eğitim görebilir. İki türlü eğitim bir ülkede iki türlü insan yetiştirir. Bu ise, duygu ve düşünce birliği ile dayanışma amaçlarını tamamen yok eder.”

Atatürk, 1 Mart 1923’te yaptığı konuşmada; “ülke çocuklarının birlikte eğitim ve öğrenim görmek zorunda olduğunu, öğrenim birliğinin ülkenin ilerlemesi için büyük önem taşıdığını, bu nedenle “Şeriye Vekaleti ile Maarif Vekaletinin” işbirliğine varmasını gerektiğini ifade etti.

Türkiye’de eğitim alanında reform yapabilmek; millilik, laiklik, modernlik esaslarını uygulayabilmek için eğitim kurumlarının birleştirilmesine ihtiyaç duyulması sebebiyle hazırlanan kanun; ülkenin eğitim işlerinde çokbaşlılığın kaldırılmasını sağladı.

Eğitimde Mektep – Medrese İkiliğinin Kökeni

Osmanlı toplumunda eğitim öğretim faaliyetleri 19. yüzyıl ortalarına kadar Enderun ve birkaç büyük medrese hariç, devletin görev alanının dışındaydı. Osmanlı Devleti’nde batılılaşma sürecine girildikten sonra devlet, ülkede pek çok batı tipi eğitim kurumu kurmuş; bu kurumlar ile birlikte eski eğitim kurumları da faaliyetlerine devam etmişti.

Devlet, şahıs ve dernekler tarafından ilköğretim düzeyinde “iptidai” adlı ilkokullar kurulmasını, bu okullarda modern öğretim tekniklerini uygulanmasını destekliyordu; bu okullarda öğretmenlik yapmak üzere öğretmen yetiştiriyordu. Ancak köy ve mahalle imamlarıyla eşlerinin yönetiminde bulunan ve çoğu vakıf kuruluşu olan sıbyan mektepleri ile mahalle mekteplerine dokunulmamıştı.

Ortaöğretim ve yüksek öğretim düzeyinde ise modern tipte rüştiyeler, idadiler, sultaniler, yüksek okullar ve Darülfünun açılmış; vakıf kuruluşları olan medreselerden devlet desteği çekilmişti ancak medreseler kapatılmamıştı; halen öğrenci yetiştirmeye devam ediyorlardı. İki farklı tipte kurumdan birbirlerine zıt hayat görüşlerine sahip kimseler yetişmekteydi. Böylece toplumda bir “mektep-medrese ikiliği” doğmuştu. Üçüncü bir kategori olarak yabancı okullar (misyoner okulları, azınlık okulları ve kolejler) eğitim alanında faaliyet göstermekteydi.

Kısacası Türkiye Cumhuriyeti’nin Osmanlı’dan devraldığı bu eğitim-öğretim mirası, farklı insan tipleri yetiştiren farklı eğitim tiplerinin bir arada var olduğu bir sistemdi. Yeni rejimin getirmek istediği ulusal nitelikteki yeni toplum düzeninin herkes tarafından benimsenmesi, devrimlerin halk üzerinde köklü ve etkili olabilmesi için tüm eğitim kurumların tek bir merkeze bağlanması; eğitim-öğretimin tek elden, tek esasa göre yönetilmesi gereği hissedilmekteydi.

Medreselerin Kapatılması

Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıktığında ülkede 479 medrese ve 18.000 medrese öğrencisi vardı fakat sadece 6.000’i gerçek öğrenci idi. Geri kalanlar, II. Abdülhamit devrinde çıkan bir kanunla medrese öğrencileri askerlikten muaf tutuldukları için okula kayıt yaptıran ancak öğrenim görmeyen kimselerdi. Medrese başına ortalama bir hoca vardı. İstanbul’daki medrese binalarını inceleyen bir kurulun hazırladığı rapora göre; hiçbiri okul olarak kullanılabilecek nitelikte değildi.

İlahiyat Fakültesi Ve İmam Hatip Okullarının Kurulması

Lisansüstü düzeyde eğitim veren iki yıllık “Medrese-i Süleymaniye” yerine 1924 yılında İstanbul Dârülfünunu’nda bir İlâhiyat Fakültesi kuruldu. Açıldığında 224 öğrencisi olan fakültenin öğrenci sayısı 1934 yılında 20’ye düştü. Bu nedenle o yıl yapılan Üniversite Reformu ile İlahiyat Fakültesi kapatılarak “İslam Tetkikleri Enstitüsü” kuruldu.

Hem İlahiyat Fakültesi’ne altyapı oluşturmak hem de imam ve hatip yetiştirmek için 1923-1924 öğretim yılında ülkenin değişik yerlerinde 29 imam hatip okulu açıldı. 1926-1927 öğretim yılında okulların sayısı ikiye indi. 1930-1931 öğretim yılında ise öğrenciler tarafından yeterince ilgi görmemeleri nedeniyle kapatıldı.

Azınlık Ve Misyoner Okulları

Azınlık Ve Misyoner Okulları

Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edildikten sonra misyoner ve azınlık okulları Millî Eğitim Bakanlığı’nın denetim ve gözetimine girdi. Dinsel ve siyasal amaçlı eğitim yasaklanıp; ders programlarına tarih, coğrafya, yurttaşlık bilgisi, Türkçe dersleri eklendi. Bu dönemde azınlık okullarında okutulan kitaplardan aziz resimleri çıkarıldı; okul binalarındaki haçların indirilmesi istendi. Dinsel sembollerin yalnızca okul kiliselerinde bulundurulmasına izin verildi. Din esaslarına dayalı eğitim ve din propagandası yapma yasaklarına uymayan yabancı okullar kapatıldı. Bunlar arasında Merzifon ve Kayseri’deki Amerikan okulları, İzmir’deki Fransız okulu bulunur.
Bilgitor

Yazar Hakkında bilgitor

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

4 Yorum

  1. Bir ülkenin eğitimi milli olmalı ve öğretim birliği esasına dayanmalı. Hatta bunun daha ilerisine giderek, tüm özel okullar kapatılmalı ve kamulaştırılmalıdır. Özgürlük ve bağımsızlık temeline dayalı, vatanın ve milletin çıkarlarına hizmet eden bir eğitim seferberliği yapılmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.