Yunus Emre ve Tasavvuf Düşüncesi

Tasavvuf Nedir? Tasavvuf Düşüncesi Hakkında Genel Bilgi

Arapça kökenli tasavvuf kelimesinin, felsefe, edebiyat ve dini bakış açılarıyla farklı farklı tanımlamaları mevcuttur. Arapça’daki saflaşma anlamında “safâ” kökünden geldiği daha çok kabul görmektedir. Yine tasavvufun yün elbise giyinme anlamındaki “suf” kökünden geldiği de yaygın kanıdır. Böylesine geniş bir konuyu mümkün olan en kısa anlatımla aktarabilmeyi umuyoruz.

İnanç, kültür, öğreti

Ebû Bekr el-Kâtânî’ye göre; Tasavvuf ahlâktan ibarettir. Ebû Amr ed-Dımeşkî ise Tasavvufu şu şekilde tanımlar: Kâinatı eksik görmek, daha da ötesi bütün eksikliklerden münezzeh olanı müşâhede ederek bu eksik varlıkları hiç görmemektir.
Sufizm Peygamberlerin öğretisinin özüdür. Ilk insana kadar gider, çünkü tohumu onu insanın kalbinde mevcut. Ruhu kötü huylardan temizleyip (safa) marifete ulaşma. Hakiki bilgi ise Allah’ı bildiriyor. (Salahattin Ali Nader Angha )

Tasavvuf ve Yunus Emre

İ. Hakkı BALTACIOĞLU’na göre, Yunus Emre, şairden çok bir filozof bir ahlakçı idi.

Yunus Emre’nin tasavvuf anlayışında Türk kültürü, İslam tasavvufu ve bu anlayış çerçevesinde yansır. Böyle bir kültürün insanı olarak tasavvufu bir hayat tarzı olarak benimseyen yunus,  zulümlerle dolu bir çağda tasavvufu, insanlığa bir kurtuluş projesi olarak sundu. Yunus Emre’nin bu düşüncesi yüksek şiir dili ve yüksek bir ahlaki kültürle ifade edilebilir.

Yunus Emre’nin ahlak anlayışının referansı ise İslam dini ve peygamberimizdir.  Yunus Emre’nin dizelerinde bu durum sık olarak belirtilmiştir.

“Evvel kapı şeriat emri nehyi bildirir
Yuya günahlarını her bir Kur’an hecesi”

beytiyle başlayan şiir, Yunus’un temel düşüncesinin ilk ve en önemli kaynağını açıklar. Kişi Müslümanlık binasına şeriat kapısından girecektir. Kur’an’la öğrenilen emir ve yasaklarla günahlardan, yanlışlardan uzak bir hayat yaşayacaktır.

İkinci ana kaynak Peygamber’dir ve O’na da uyulması gerekir. Zira peygamber, kendinden ortaya bir şey koyan değil, Kur’an’dan haber veren, onu açıklayan kişidir.

Sen hak peygambersin seksiz gümansız
Sana uymayanlar gider imansız

Yunus’un düşünce dünyasında olay, kişisel bağlamda inanma ve ibadet etmeyle sınırlı değildir. Şiirinde İslam’ın pratiğe geçirilmesi gereken kurallarıyla ilgili tespitler yani ahlaki ilkeler de vardır. Bunların çoğu yine âyet ve hadislerin yorumu şeklindedir. Yalan söylememek, sabırlı olmak, insanlarla iyi geçinmek, gönül kırmamak, kanaat, cömertlik, yardımseverlik…. kişiye teklif edilen olumlu davranışlardır.

“Ey dostunu düşman tutan
Gıybet yalan söz söyleme
Bunda gammazlık eyleyen
Onda yeri dar olur”

mısralarında ifadesini bulan davranışlar bu bağlamdaki şiirlerin örnekleri arasındadır. Bu hedeflerin gerekleşmesi ise kişinin bir eğitimcinin eğitimi altında nefsini eğitmesine bağlıdır. Zira hedefe ulaşmada en büyük engel nefstir. Onun eğitimi de ancak manevi terbiye ile mümkündür. Bu terbiye de bir tarikat içinde kazanılır:

İkincisi tarikat kulluğa bel bağlaya
Yolu doğru varanı yargılaya hocası

Manevi eğitimin sonunda gerçekleşen hedef, kişinin gönül gözünün açılmasıdır. Nefsini eğitmiş, gönlünü her türlü kirden, pastan, günahtan geçici heveslerden, kinden, öfkeden arındırmış ve buraya Allah sevgisini yerleştirmiş olanların kalp gözü açılır. İnsan-ı kâmil olmanın adıdır bu.

Üçüncüsü marifet can gönül gözün açar
Bu mana sarayının Arşa değin yücesi

Bu noktadaki bir insan, ıslah olmuş, eğitilmiş, elinden, dilinden, gönlünden emin olabileceğimiz kişidir. Kendi problemlerini yendiği gibi yaşadığı toplum içinde de artık örnek bir kişidir. Güzelliğin, doğruluğun, mükemmelliğin timsalidir. Toplum bu tür örneklere bakarak, bu örneklerin irşatlarıyla aynı hedeflere varma olanağına kavuşur. Böylece kul olma sorumluluğunu yerine getiren bu tür kişiler, kişisel olgunlukta daha ileri noktalara gitmenin yollarına yönelebilirler. Sonuçta kişi. Marifet kapısından Hakikat’e ulaşmış olur. Ve yaratılış amacı gerçekleşir.

Yunus’un düşünce ufukları, böylesine geniş bir anlam haritası bulunan tasavvuf düşüncesi içinde ele alındığında daha doğru tespitlere ulaşmak mümkün olacaktır. Bu yapılmadığı takdirde herkese göre değişen bir Yunus portresi ortaya çıkacaktır ki bunun da “Bizim Yunus” aşk ahlakçısı Yunus’la bir alâkasının olmayacağı aşikârdır.

Sizin İçin Seçtiklerimiz

1 Yorum

  1. En sevdiğim Yunus Emre şiiridir.
    Dolap

    Dolap niçün inilersin
    Derdim vardır inilerim
    Ben Mevla’ya aşık oldum
    Anın için inilerim

    Benim adım dertli dolap
    Suyum akar yalap yalap
    Böyle emreylemiş Çalap
    Derdim vardır inilerim

    Beni bir dağda buldular
    Kolum kanadım yoldular
    Dolaba layık gördüler
    Derdim vardır inilerim

    Ben bir dağın ağacıyım
    Ne tatlıyım ne acıyım
    Ben Mevlaya duacıyım
    Derdim vardır inilerim

    Dağdan kestiler hezenim
    Bozuldu türlü düzenim
    Ben bir usanmaz ozanım
    Derdim vardır inilerim

    Dülgerler beni yondu
    Her azam yerine kondu
    Bu iniltim Haktan geldi
    Derdim vardır inilerim

    Suyum alçaktan çekerim
    Dönüp yükseğe dökerim
    Görün ben neler çekerim
    Derdim vardır inilerim

    Yunus bunda gelen gülmez
    Kişi muradına ermez
    Bu fanide kimse kalmaz
    Derdim vardır inilerim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: